21 Nisan 2011 Perşembe

tiyatroları seviyoruz



Bursa'ya Müjdat Gezen Sanat Merkezinin açıldığını biliyordum ama nerde olduğu hakkında pek bilgim yoktu.
Öğretmen bir arkadaşım sınıfındaki çocukları gösterimde olan oyuna götürmüş ve  çok beğenmişlerdi.
Bana da mutlaka Emir'i götürmemi tavsiye etti.




Bizde hemen biletimizi alıp Ali Baba ve Kırk Haramiler adlı oyuna gittik...



Oyun yarım saat sürdüğünden hiç sıkılmadı ve bitmesini hiç istemedi.Bu sefer en önde oturduk, tabii ki izlemesi çok zevkliydi.İlgisi dağılmadığından pür dikkat izledi  ama arada arkasına dönüp arkadaşı Tuna'ya seslenmeyi de ihmal etmedi.Alkış yaptı,güldü,sorular sordu,karakaçana 'tavşan' diye seslendi...
Oyun bitince kostümlü olan oyuncular çocuklarla fotoğraf çektirmek için geri geldiler.Bizim ki biraz çekinerek yanlarına otursada,tekrar tekrar 'yine seyredelim anne' diye günlerce istekte bulundu.



Diğer gittiğimiz tiyatro ise Tayyare Kültür Merkezinde Kuşbakışı oyunuydu.Ön sıralar okulla gelen miniklere
ayrıldığından bu sefer orta sıradan seyrettik.Oyun 45 dakika sürdü ve Emir bu oyunu da hiç sıkılmadan izledi.



Oyun bitiminde sahnenin önüne doğru gitti.Oyuncuların geri gelmesini bekledi ama geri gelmediler,tabii bizim oğlan durur mu  palyaçoyu görmek istiyorum diye tutturdu.Önde bekleyen görevli bayan seni yanlarına götürmemi istermisin? diye sorunca,ana-oğul atladık hemen.
Atladık atlamasına da Emir yeni insanlarla tanışma konularında niyeyse çok çekingen olmaya başladı.
Yanlarına benim zorlamalarımla gitti ve fotoğrafı bile zor çektirdi.



*son söz:tiyatroları ana-oğul seviyoruz.(baba ise..:(( )

10 Nisan 2011 Pazar

haftasonu güzellikleri




Haftasonu havalar bir iyi,bir kötü derken cumartesi günü güneş sabahtan yüzünü gösterdi bize.
Babamızın saat 4'te biten kursu yüzünden,benim de tembelliğim ağır bastığından oğluşla 3'e kadar evde takıldık.Sonrasında eşimin tekrar eve dönerek vakit kaybetmemesi için,otobüse binip,uygun bir durakta inmeye karar verdik.(Emir'le otobüs maceralarını ayrıca yazmak istiyorum.)
En sevdiği yer ikeaya gitmeyi teklif etti babası ama bizimki istemem de istemem diye tutturdu.
Nereye gidicez diye sorduk,
'lüffen lüffen hayvanat bahçesine gidelim' diye tutturdu.(eee babası güzel havada ne yapsın çocuk kapalı mekanı)




Babamız tamam o zaman dedikten sonra Emir'de yuppiii yuppii diye bağırarak sevindi.(hangi çizgi filmden araklandı bilmiyorum...??)
En çok keçileri beslemek hoşuna gitti.45 dakika ayrılamadık başlarından,sürekli ot kopartıp,keçilerin ağızlarına tıktı otları..
Genelde tüm hayvanları tanıdığı için,hepsini oğluş bize anlattı.Bir tek hayvanat bahçesinde panda ve hipopotam olmadığı için üzüldü.(bunun üzerine yeni gezi darıcaya.)


Cumartesi akşamı arkadaşlarla pazar günü için sezonu kapatan ama karı hala bitmeyen Uludağ'a çıkma kararı aldık.Yıllardan beri Bursa'da yaşamamıza rağmen Emir'in doğumundan sonra ilk defa çıkacaktık dağa.
Emir'in sabah 7.30'da kalkmasıyla bizim günümüzde başlamış oldu,kahvaltı,eşya hazırla,oyun..falan filan derken saat 11 oldu ve babamızın 'haddiii hadiii' ikazlarıyla evden çıkabildik.
Bursa'da ünlü kimyon'dan sucuk-köfte ikilisinide aldıktan sonra dağ yolunu çıkmaya başladık,benim sabah kocayı kandırıpta fırına yollayıp aldırdığım kıymalı börekler benim midemde fenalık yarattılar,oldum mu sapsarı..neyseki uludağın havası süper iyi geldiğinden azıcık duraksayarak hava aldım da kendime geldim.(bir daha yemem diyemiyorum çünkü çok seviyorumm.)




Zirveye çıktığımızda bazı otellerin önlerine gerçektende kar kalmamıştı ama en dik olan kar pistinin önüne kızakla kayılması için yol yapmışlardı,zaten bu da çocukların eğlenmesi için yeterliydi.Aşağısı 15 dereceyi gösterirken,dağ -1 dereceyi gösteriyordu.Emir ilk kez Uludağ'a çıktı, ilk kez kızakla kaydı ve ilk kez araplarla tanıştı.Bursa'yı çok seven araplar kışın da burdaydı.Herşey çok hoşuna gitti ve 1 saat boyunca kaydıktan sonra dağın temiz havası hepimizi acıktırdı.



Emir ve arkadaşı Duru arabada köftelerini yerken,bizde bir yerlerimiz donarak yarım ekmeklerimizi mideye götürdük.
Daha da buralarda donmayalım diyerek dönüş yoluna geçtik.Günlerden beri Emir'in reklamlarda görüpte istediği
eğlenceli oyuncak zıp zıp kurbağa'yı oynamak için Duru'lara gittik.Gerçekten de eğlenceli bir oyuncak,fotoğraf çekmedim ama 45 dakika kadar sıkılmadan oynadılar.Daha sonra tonton hippo oyununu oynadılar,bu da çocuklar için eğlenceli bir oyun tabii hepsine bol çocuk gerekli, tek başına zevkli olmaz...



Haftasonumuz böyle güzelliklerle geçti..

*herşeyi yanına alan anne,yavrusuna atkı almayı unutmuşşş!!!

29 Mart 2011 Salı

küçük bir kaçamak


Cuma akşamı eşim ağbisiyle konuşuyordu telefonda,iki dakika sonra yanıma geldi ve yarın kurs çıkışı İstanbul'a gidelim mi dedi.Ben zaten İstanbul delisi,hemen atladım ve tamam dedim.
Küçük bavulumuzu 1 gecelik kalacak şekilde Emir'le zar zor hazırladık.Emircik yine heyecan içerisinde oyuncaklarını doldurmak istedi bavula ama en sonunda en sevdiği 3 arabasını yanına almaya ikna ettim kuzuyu..
Bıraksan bavulu sırf oyuncak ile dolduracak.. :))

İdo'nun seferlerine baktık ve bize uyan sadece Yalova-Pendik hattı vardı..eee benim canıma minnet,zira geçen gelişimizde Güzelyalı-Bostancı hattı bir felaketti.Hava çok kötü yağmurlu ve rüzgarlıydı,bir de küçük deniz otobüsü denk geldi.Gemide midesi tutan tutana,poşetler havada uçuşuyordu,zor dayandım bende.
Neyseki şimdi ki büyük olup,sadece 45 dakika sürecekti..
Emir illa bavulu ben taşıycam diye tutturdu.Gerçekten de arabadan,geminin merdivenlerine kadar elinden alamadık bavulu,neymiş 'kasları çok güçlenmiş,büyüdüğü için taşıyabilirmiş artık'...oğlum büyüyor benim yaa..



Yiğit ağbisinin yanından hiç ayrılmadı,sürekli peşinde 'niğit niğit' diye dolaştı.Yiğit'te sinir olup 'bana niğit deme' dedi.Arada bir düzeltip doğrusunu söyledi ama ağbisini de kızdırmaktan vazgeçmedi.




Kalabalık alışveriş merkezlerini gezdikten sonra Ataşehirden taaa Beykoza gitmeye karar veriyoruz.Aklımıza düşmüşken midye tava - balık daha başka nerde güzel yenir tabii ki Anadolu Kavağında...
Yemek bittikten sonra waffle keyfi,oğluşun yine vazgeçilmesi dondurma.



Marmara denizi ile Karadenizin buluşması enfes bir manzara ile büyülüyor insanı.
Oraya gelen herkesin elinde fotoğraf makinaları,yerlisi,yabancısı herkes bu güzelliği yakalama peşinde.
İnsana huzur veriyor gerçekten...
Küçük bir kaçamak... :)))




16 Mart 2011 Çarşamba

yaş 32 ...



Canım 31 yaşım;
Gidiyorsun artık hayatımdan,yeni bir yaş bekliyor beni kapımda.
Herkes hayatın sağlıklı,mutlu,huzurlu olsun diyor.
Gülüyorum,gülüyorum..ama dalga geçmiyorum hiçbiriyle.

Gerçekten de istiyorum sağlık,
Gerçekten de istiyorum mutluluk,
Gerçekten de istiyorum huzur.
Önemsemediğim ama en önemli istekler aslında...

Eski yaşım;
Bütün kötü anılarımı,mutsuzluklarımı,kalp sızılarımı,alınganlıklarımı,sıkıntılarımı götürür müsün uzaklara...

Yeni yaşım;
Herkesin dilediği gibi,hoşgeldin hayatıma.
Eşimle,oğlumla,ailemle ve sevdiklerimle huzur getir bana...

10 Mart 2011 Perşembe

minik kuzum iyi ki doğdun...



Annesinin kuzusu iyi ki doğdun bebeğim...

Bu yıl geçikmeli kutladık doğumgünümüzü,hafta içine geldiğinden dolayı eşimle hafta sonu yapmayı kararlaştırdık.
Ama bizim küçük kuzu her sabah kalkıp doğumgünüm bugün mü? deyip durdu.1 mart sabahı ilk önce teyzesi aradı,doğumgününü kutladı birazcık konuştuktan sonra bana dönüp 'bugün benim doğumgünümmüş' deyip mutlu mutlu gezdi.1-2 saat sonra zil çaldı,megafondan sorduğumda kargo dedi.Bizim oğlan hemen sevinerek dedemler bana hediye yolladılar dedi ve sevinçle beklemeye başladı,ne yalan söyleyeyim bende öyle sandım.kargocu geldiğinde paketi hemen emir kaptı ve içeri gidip açmaya başladı.ben imza atarken içeriden böğğğ diye ağlama sesleri duyulmaya başlamıştı bile,panter hızıyla nasıl açtı diye merak eden ben,
emirin sözleriyle şok oldum.'kimse beni sevmiyor,kimse bana hediye yollamıyor,herkes babamı seviyor,bu kitap babama,dedemler bana bişey almamışlar'diye yerde ağlayıp durdu.O kadar alınmış ki yavrum 1 saat hep iç çekti.Tabii ben akrabaları arayarak kutlama telefonlarını sabahtan etmelerini, durumun vahim olduğunu anlattım,arayanlarda emir'e ince ayar çektikten sonra kuzum biraz rahatladı.Akşam babamız gelince hemen oyuncakcının yolu tutuldu tabiii...

Cumartesi gecesi kutladık doğumgününü,



arkadaşlarıyla mutfakta kendi kendilerine takıldılar.Bu doğumgününde büyüdüğünü anladım çok şükür...



Doğumgünü menümüz babannesinin sardığı dolmalarla şenlendi,kanepeleri tek başına yardımsız eşim hazırladı.



Duru kızla langırt maçı yaperken,spor hocamız ve oğlu minik Mert hakem oldu..



pastamız tabiii ki şimşek mcqueen..



patlatılan confetti ve oynanan oyunlardan sonra evin hali...




Temizliği kim yaptı dersiniz tabiii ki resimde görünmeyen anne kişisi..
Oğluş mu?
O tribünlere oynuyor!!!

22 Şubat 2011 Salı

gittik,gördük,eğlendik


Ne zaman reklamı çıksa 'anne sen beni buna mı götürcen' diye soruyordu.Nihayet beklenen gün geldi ve pazar günü buggs bunny ve arkadaşları sirkteye gittik.Barselona sirki daha önce gittiğimiz Avrasya sirkinden
daha güzeldi.Gerçi hayvanların acı çekmesi,zorla birşeyler yaptırılması konusuna hiç girmeyeceğim ama bir daha gitmeyi düşünmüyorum desem yalan olmaz herhalde.
ülker'le ortaklaşa bir yapım olduğundan çocuklar için yüz boyaması yapan ablalar vardı.
Emir'e aslan yapsın mı abla dedim,'hayır ben tiviti olcam dedi.
ne kadar içinden boyaları ellemek istesede,başka bahara oğlum diyerek diğer tuzaklara doğru aldık.


                                        


tuzaklar diyorum çünkü ben hiç bu kadar iki dakikada bir önümden geçen satıcı görmemiştim.önce elde tutulan ışıklardan istedi.sonra mısırcı geçti,mısır istedi,hiç yemediği pamuk şekerinden istedi.en son mısırda karar kılındı ve anne şaşırarak kazık mısırın parasını ödedi.(tabiii emir mısırın çeyreğini bile yemedi)



Çıkışta arkadaşı Duru ile fotoğrafını çekeyim istedim ama oğlan kurtlu olduğundan,
binbir ricayla bu pozu yakalayabildim...
En son pamuk şekeri krizi tuttu ve ağlaya ağlaya sirkten çıktık.Pamuk şekeri almadığım için,beni sevmediğini ve babasını istediğini söyledi.


not:daha gitmemiş olanlar varsa boşa bilet almayın bence...
çünkü ülker içim smarttan alacağınız 25 tl.lik alışverişe 2 bilet veriyorlar.


Sirk bittikten sonra eve gitmeme kararı alan karı-koca çocuklarını arabada uyutup azıcık İkea gezmesi yapar ve 2 yaşından beri ilk defa arabanın arkasında duran bebek arabasının kullanıldığını görerek çok duygulanırlar.gezinti,yemek derken 2.etkinlik zamanı gelir.



Bu kez istikamet pinokyo müzikali...
salon,sahne,dekor,ışıklar,oyuncular herşey mükemmel...
belki 4-5-6 yaş için daha uygun
sıkıldı bizimki
babamız zorlamayalım dedi ve ara olunca çıktık.
ve bizle birlikte çok çıkan aile vardı.
sabreden kuzuları kutluyorum...



                             babasıyla tiyatro biletlerini inceliyor.


sabah çıkılan eve akşamın on buçuğunda dönülür.



ailenin son mutluluğu mini magnumla pekiştirilir.(karadut/böğürtlenlisini de çıkartmışlar duyrulur)

27 Ocak 2011 Perşembe

oğluş ve ben


Zaman hızla akıp gidiyor,oğluş iyice büyüyor.
Neydi,nasıldı,ne olacaktı derken yeni senemizde yol almaya başladık.
Yeni yıl neler getirecek bilmiyorum ama şu ana kadar bana getirdiklerini pek sevmedim ben.
Kıştan mıdır nedir canım hiçbirşey yapmak istemiyor,bırakayım öylesine geçsin
günler diyorum ama bizim acayip cümleler kuran oğlan bir dakika boş bırakmıyor beni.
Sürekli şaşıtmaca halinde olduğu için arada gaz veriyor bana,sıkıntıdan kurtarıyor beni....

Ben kendimle savaşırken,oğluş neler yapıyor??
Her gün mutlaka,
-sabah uyanınca yatakta 10 dakika sarmaş dolaş olunup,rüyasında ne gördüğü sorulur.
 oğluş sürekli olarak ambülans,kepçe,polis arabası ,uçak...gördüğünü anlatır.
-kahvaltı hazırlanırken arabalarıyla oynamaya başlar.
-kahvaltı ederken mutlaka 1 bölüm tiger ve pooh (kirpi duyularını) çizgi filmini izler.
-anneyle oyun veya aktivite yapılır.
-öğlen yemeğinde 1 bölüm caillou izlenir.
-dışarı çıkma istekleri başlar. markete gidelim mi anne? parka gidelim mi anneciğim? diye peşimde koşar.
-oyuncaklarıyla konuşur,onlara öğütler verir.
-genelde öyle uykusu uyumaz.
-bütün gün anne evi toplar,oğlan dağıtır.
-karnı acıkmaya başlatınca 1 tane elma çayı ve aburcubur istiyorum anne der.
-bazen kibarca ister,bazen de emir cümleleriyle konuşur.
-baba eve gelince görev ona devredilir.20 dakika yatakta boğuşmaları başlar.
-gülüşler evi kaplar,anne sofrayı hazırlar.
-babayla oynanan son oyundan sonra zorla yatma faslı başlar.
-uyuyunca mutlu son..kafa dinlenir ama yine de oğluş özlenir.
-yeni yıl ile bırakılan meme sayesinde yatak 3 kişilik olmuştur.(çözüm arınıyor )

Tam 3 yıldan 2 ay eksik emzirdim oğlumu.Anne sütünü dolu dolu emenlerden oldu kuzum.
İlaç kullanmam gerektiğinden gerekli açıklamayı yaptım ve koca adam gibi 'pekii anne' dedi
ve bir daha istemedi.Böylece emzirme döneminide kapatmış olduk.
Darısı yine başımıza... :)))